BİZİ TAKİP EDİN
İSTANBUL, TURKEY
KATEGORİLER İnceleme 08 NİSAN 2015 / 14:26

Kırmızı İtalyan Şarabı: Ducati Monster S2R 1000 incelemesi

IMG_1939


İstediğimiz kadar çocuk kalmaya çalışalım, hayat bizi bir şekilde büyümeye zorluyor. İş stresi, kredi ödemeleri,  ev kirası, faturalar, aile ve çalkantılı bir aşk yaşantısı… Hayatlarımız yeterince karmaşık. Halbuki motosiklet sürerken her şey çocukluğumuzdaki kadar sade bir hale bürünüyor. Tıpkı oyuncaklarımızla oynadığımız zamanlara benzer bir tat alabiliyoruz.


Özellikle performanslı sürüşlerde yaşadığımız adrenalin soslu odaklanma sonucu hayata bakış açımız daralıyor. Bu da zihnimiz üzerinde tatlı bir rahatlamaya sebep oluyor. Bir bakmışız günlük hayatın keşmekeşi sisler ardında kayboluvermiş. Artık her şey çok daha sade…  Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?


Motosiklet dünyası ile iç içe birisi olarak İstanbul’da motosiklet sürmenin keyiften çok işkenceye dönüştüğünü söyleyebilirim. Sürüşün keyfine imkan olduğunda pistte veya anca şehir dışı kıvrımlı yollarda varabiliyoruz.


Şile, Riva, Molla Fenari, Kerpe, Kıyıköy, Domaniç, Teke ve Uçmakdere benim bu hisleri yakalamak için sıklıkla başvurduğum rotalardan birkaçı. Belki yolların kıvrımları hep aynı ama, o virajlarda her sürücü kendi hikayesini yazıyor ve ayrı bir maceranın başrolünü oynuyor.


Ducati Monster 620, Hypermotard 1100, Diavel 1200 ve Monster 696’ nın ardından son iki senedir başrolü Adora adını verdiğim 2006 Model bir Ducati Monster S2R 1000 ile paylaşıyorum. Bu güzellik abidesi, kırmızı rengi, beyaz daytona şeritleri, tek maşanın ortaya çıkardığı beyaz arka jantı ve tek tarafta üstüste konumlandırılmış egzozları ile bakışları üzerine toplamayı başarıyor.


IMG_1945


Daha Fazlasına İhtiyacınız Yok


Ducati Monster ile ilk karşılaşmam 1999 senesinde Bakırköy sahil yolundaki Yamaha bayisinde olmuştu. Dükkan sahibi Çetin abi  o sıralar hastası olduğumuz R1 gibi makinelere binebileceği halde Yuvarlak farlı, siyah bir motosiklete biniyordu. Ona gidip şöyle sormuştum:


- Çetin abi, dükkanda duran istediğin motora binebilirsin, neden sürekli bunu sürüyorsun?


- Tufan’cım, her şey beygir gücü değildir , bunun tadı bambaşka.


O sıralar ne demek istediğini anlamamıştım. Ama şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü az önce bahsetmiş olduğum hisleri yaşayabilmek için 100 beygirden fazlasına ihtiyacımız yokmuş.


Özgüven Patlaması


Uçmakdere virajları bitmek bilmiyor. Süratler yüksek değil, 60-90 Km civarı. Fakat virajlar o kadar tatlı ki, bir sağa bir sola süzülürken eğlence tavan yapıyor. 2. Ve 3. Vitesler arasında adeta dans ediyoruz. 4 silindirli bir supersportum olsa ayağım çok daha fazla meşgul olacaktı. Onun yerine neredeyse hiç vites değiştirmeden elimde sürekli bir çekiş gücü hissedebiliyorum. Sonradan takılan  STM Evoluzione kaydırmalı kuru debriyaj sayesinde çoğu zaman fren bile kullanmama gerek kalmıyor. 9 yaşındaki bu motosikletin üzerinde yer alan komponentler bugün satılmakta olan birçok iddialı japon motorsikletinin bile üzerinde bulunmuyor.  Brembo frenler ve ayarlanabilir Showa amortisörlerin verdiği güven yüzünden arada bir ikarus sendromuna doğru sürükleniyorum.


IMG_1964IMG_1959


İki silindirli hava soğutmalı motor, desmodromic sübap vuruntuları eşliğinde eşsiz bir homurtu bırakarak yüzümde tebessüm oluşturan bir hızlanma sergiliyor. Bu enfes senfoniye eşlik eden Termignoni egzoz sisteminin de hakkını vermek gerekiyor.


[youtube width="600" height="365" video_id="jek3bGR61fA"]


Derken viraja gerekenden hızlı giriyorum. Soğukkanlılığımı koruduğum sürece Adora beni hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Gidonun viraj içindeki tarafını usulca iterek kafamı viraj çıkışına doğru çeviriyorum. Gaz kolunu nazikçe çevirmeye başlıyorum.  Başaracağımıza eminim, haydi kızım!  Başardık!  Sıradaki…


Sürüş kontrol sistemimiz yok ama güç o kadar dengeli ki, 180 üzeri beygirgücüne sahip motosikletlerde olduğu gibi viraj çıkışlarında sapıtmıyor. Daha hata affedici bir yapıda pürüzsüz bir hızlanma sağlıyor.IMG_1982


Gazı açtım ama bir an önce vites değiştirmeliyim, çünkü 8500 d/d ‘e geldiğimde devir kesiciye toslayacağım. Bu sandığınızdan çok daha kısa bir sürede başınıza geliyor. 8500 d/d kulağa az geliyor olabilir. Biliyorum birçok spor motosiklet 8000 devirden sonra “yürümeye” başlıyor. S2r 1000 ise size kalp çarptıran bir hızlanmayı çok daha alt devirlerden itibaren bir yumruk kıvamında hissettiriyor.  Özellikle 4 silindirli bir motosikletten sonra bu güç eğrisi size ilginç gelebilir ama alıştıktan sonra bambaşka duygulara yelken açıyorsunuz. Alıştınız mı, bundan böyle geri dönüş yok! Artık siz de bir Ducatista’ sınız.


IMG_1958


Performans egzoz sistemi ile birlikte yaklaşık 100 Hp güç veren 992cc hacmindeki L-Twin ‘in, silindir başına 2 sübaplı ve çift bujili olmasının getirdiği düşük devirlerdeki canlılık  Uçmakdere, Kıyıköy ve Riva gibi sık virajlı yollar için biçilmiş kaftan. Otobana çıkmadığınız sürece yol arkadaşınızın motosikleti 200 HP bile olsa geride kalmıyorsunuz. Kıvrımlar başladığında yeteneklerinize göre etrafınızdakileri şaşırtmanız bile mümkün. Üstelik tüm bu eğlence 100 km ‘de sadece 6 litre tüketimle gerçekleşiyor. Bu 1000cc ‘lik bir motosiklet için mükemmel bir değer. 178 kiloluk kuru ağırlığı ise hacmine göre başarılı sayabiliriz. Standart aynaları birçok spor motosiklet modeline göre oldukça başarılı. Beyaz zeminli analog göstergeler ise yeni motosikletlerde görmeye alışkın olmadığımız göze hitap eden unsurlardan. Bu canavar 3.5 saniye 'de 100 km hıza ulaşıyor. En fazla saatte 235 km hız yapabildim. Benden daha hafif bir sürücü rüzgar ve eğim koşulları iyiyse 250 'yi görebilir. Zaten çıplak bir motosikletle daha fazlasını aramıyorsunuz.


IMG_1971


Gülü Seven Dikenine Katlanır


Her güzelin birkaç kusuru vardır. Kafa grenajı özellikle yüksek süratlerde sarsılarak kafamıza geçecekmiş gibi bir his uyandırıyor. Birlikte neredeyse 20.000 Km 'yi devirdik henüz başıma birşey geçmedi. Uzun boylu biriyseniz peglerin konumu yüzünden uzun sürüşlerde diz kapaklarınızda ağrılar meydana gelebiliyor. Ayaklarınız büyükse sağ botunuzun arka kısmı egzoz borusuna temas ediyor. Hava soğutmalı motor özellikle yaz aylarında trafikte can sıkıcı bir şekilde ısınabiliyor. Trafik aktığı sürece problem yok. Kuru debriyaj sistemi dur kalk ortamlarda çok konforsuz ve çabuk bitiyor. 1000cc motosiklet düşük süratlerde gitmek istemiyor. Kendine özgü debriyaj sesi ise bana göre müzik ama kimilerine göre ise kuru gürültü. Şehir içinde kullanmak için daha yumuşak bir motosikletin hasretini çekiyorsunuz. Bu motosiklet için henüz Korlas 'ın stoklarında bulunan bir parçaya rastlamadım. Hemen hemen her parçayı yurtdışından siparişle getirmemiz gerekiyor. Neyse ki iletişim çağındayız. ABS veya sürüş kontrol sistemi var mı diye soranlara ise sadece gülümsüyorum.


IMG_1956


Farklı Olmanın Cazibesi


Hava soğutmalı motoru, tek kollu arka maşası ve kuru debriyajıyla, Ducati ile özdeşleşen en temel unsurların bir arada olduğu en son modellerden biri olan S2r 1000 ‘den Türkiye ‘de sadece 2 adet bulunuyor. Birisi kırmızı diğeri ise siyah renkte. Bu ayrıcalıklı motosikletin sahibi olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yıllandıkça adeta bir şarap gibi damağımda her seferinde daha iyi bir tat bırakan bir motosiklet. Modeli ne olursa olsun, bir motosiklet size bu hissi verebiliyorsa doğru seçim yapmışsınız demektir.


2006 Ducati Monster S2R 1000 Teknik Veriler